Künye bir tasarımcıya ne öğretir
Türk ajanslarında her iş bir künyeyle dolaşır: müşteri, ajans, art director, yıl. Adını bir satıra yazmak nasıl tasarladığını değiştirir.
Türk reklam sektöründe her iş bir künyeyle dolaşır: müşteriyi, ajansı, kreatif direktörü, art director’ı, metin yazarını ve yılı söyleyen kısa bir blok. Ödül başvurularında, sektör basınında, vaka çalışmalarının altında görünür. Bir kredi satırıdır, ama aynı zamanda küçük bir hesap verme eylemi. İş kötüyse künye kime sorulacağını söyler.
Bu sitede o alışkanlığı sürdürdüm. Buradaki her proje müşterisini, sektörünü, yılını, rolünü ve kapsamını aynı yerde, aynı sırada taşıyor. Kısmen okuyucu için; neye baktığını bilmeyi hak ediyor. Kısmen de kendim için.
Satır işi değiştirir
Adınızın bir işin altında duracağını bildiğinizde bir şey olur. Müşterinin kabul edip etmeyeceğini sormayı bırakır, beş yıl sonra savunup savunamayacağınızı sormaya başlarsınız. Bunlar farklı sorular ve farklı ekranlar üretirler.
Künye roller konusunda da dürüst tutar. “Art director” ile “her şeyi ben tasarladım” aynı iddia değildir. Büyük bir bankacılık projesinde görsel sistemin ve bir akışın sahibi ben olabilirim, gerisi başka bir ekibindir; satır bunu söylemelidir. Bunu bulanıklaştıran portfolyoları fark etmek kolay, onlara güvenmek zordur.
İhraç etmeye değer bir disiplin
Ürün ekiplerinde künye kültürü yok. Özellikler yayına girer, ekranlar değişir ve bir yıl sonra bakiyenin gri olmasına kimin karar verdiğini kimse söyleyemez. Bence bu bir kayıp. Kredi için değil, hafıza için: bir kararın arkasındaki gerekçe onu veren kişiyle yaşar; isim gidince gerekçe de genellikle gider.
Öyleyse: satırı yazın. Müşteri, yıl, rol, gerçekten ne yaptığınız. Otuz saniye sürer ve her seferinde sizi biraz daha iyi bir tasarımcı yapar.
